2008 Yılı Olaylarına Fotograf Karelerinden İlginç Bakışlar
2008 yılını tüm dünyada böyle karşıladık. Tüm dünyada çeşitli eğlence ve yapılan etkinliklerle kutlandı. Milyonlar yeni yıla girmenin coşkusunu yaşarken, bir çırpıda acısıyla tatlısıyla koca bir yılı bitirdik. Kısa bir süre sonra hoşçakal 2008 derken yeni umutlarla dolu yeni bir yıla gireceğiz.
Hoşgeldin 2009 ,
Yeni yılın tüm dünyada ve ülkemizde sağlık, mutluk, barış ve kardeşlik dolu bir yıl olmasını ve Herşeyin gönlünüzce olmasını diliyorum.
Gaziantep'in Yavuzeli ilçesin de bulunan ve Fırat havzası baraj gölü içinnde kalan tarihi Rumkale'yi turizme kazandırmak çabaları ve muhteşem bir fotograf...!
Basketbol akrobasi grubu Crazy Dunkers, Anadolu turnesi kapsamında Çanakkale'de yaptığı gösteriden akıllarda kalan bir görüntü.
Kadın hangi makamda, hangi ortamda olursa olsun herzaman kadındır :))) işte çok güzel bir kanıt. İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth ve eşi Edinburgh dükü Prens Philip, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrunnisa Gül onuruna resepsiyon vermişti. Kraliçe, resepsiyon sırasında makyajını tazelerken.
İstanbul Kağıthane Belediyesi tarafından Hasbahçe'de hıdrellez şenliklerinden hoş bir görüntü.
Utanç tablosu, işte geleceğimiz olan gençlere yapılanlar. Adana'da tüp gaz satışı yapan işyerinde çıkan yangında yaralanan ve yakınları tarafından bir tıp merkezine kaldırılan biri çocuk 2 kişi, masrafları yatırılmayınca tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmek istenmişti.
Muhteşem...! Van'da nisan yağmurlarının etkili olduğu bir günde, mavilikleri esir alan yağmur bulutları arasından sıyrılan güneşin kente vedası objektife böyle yansımış. Fotografı çekene bir keze daha bravo.
Ticari heyet gezisi nedeniyle Hindistan'ın Mumbai kentinde bulunan Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Hintlilerin nevruzu olarak nitelendirilebilecek holi bayramına katılmıştı. Bembeyaz yerel giysileri ile gelen Tüzmen, kırmızıya boyanmış hali :)
Cinayet suçundan 6 yıl aranan ve cezaevine konulmak üzere götürülen İbrahim Şahin, Çanakkale Zaferi'nin yıl dönümü töreninde istiklal marsı okunması dolayısıyla jandarma ekiplerinin esas duruşa geçmesini fırsat bilerek kaçmaya çalışıyor.
Antalya'nın Kemer İlçesinde sahibinin elinden kurtulan bir pitbull, sokaktaki kediye saldırmıştı. Kediyi boğazından ısıran köpeği, sahibi tüm çabalarına karşın engelleyemiyor.
Hayvan Sevgisi ancak bu kadar onlara zarar verebilir sanırım...) Eskişehirde Porsuk Çayında yaşayan ördeklere simit, ekmek,döner ve lahmacun atan vatandaşların Porsuk Çayının kirlenmesine neden olan görüntüleri .
Hakkaride etkili olan kar yağışının ardından kent tamamen beyaza bürünmüştü bazı mahallerde vatandaşlar kendi imkanlarınca açtıkları yolu kullanarak evlerine gidip elmişti.
29 Ekimde İstanbulda Muhteşem havayi fişek gösterileri
BU yıl 14'üncüsü düzenlenecek olan "İnternet Haftası", 9-12 Nisan'da çeşitli etkinliklerle kutlanacak. İnternet Haftası etkinliklerinde gazeteciler, telekomünikasyon sektörü temsilcileri, reklamcılar ve akademisyenler bir araya gelerek, internet medyasını ve sektörün geleceğini tartışacak.
Tüm İnternet Evleri Derneği (TİEV) Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Andiç, Türkiye'deki internet abone sayısının 3,2 milyon, internet kullanıcı sayısının 15 milyon, internetin kafelerden kullanılma oranının ise yüzde 47 olduğunu bildirdi.
Yusuf Andiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sektörün hala tam olarak serbestleşmediğini, Türk Telekomun tekelinin devam ettiğini belirtti. Türk Telekomun altyapıya yatırım yapmasını beklediklerini ifade eden Andiç, şöyle konuştu:
''Hala kullanabildiğimiz en yüksek internet bağlantı hızı 2048 kilobyte. Gelişmiş ülkelerde bu hız çok düşük olduğu için verilmezken bizdeki altyapı nedeniyle bu sıkıntıları aşamadık. Türkiye'de internetle ilgili istatistiklere baktığımızda, internet abone sayısı 3,2 milyon, internet kullanıcı sayısı 15 milyon, internetin kafelerden kullanılma oranı ise yüzde 47'dir.''
Andiç, Türkiye'deki internet kafe sayısının 18 bin, internet kafelerde bulunan bilgisayar sayısının yaklaşık 400 bin, internet kafelerden hizmet alan ortalama kişi sayısının ise günde 2 milyon olduğunu kaydetti. -
İNTERNET HAFTASI-
9-22 Nisanda internetin Türkiye'ye gelişinin 14. yılının kutlanacağını, bu uygulamanın İnternet Kurulunun bir çalışması olarak ortaya çıktığını ifade eden Andiç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Geçtiğimiz yıla kadar kurul, internet haftalarını yurt genelinde çeşitli etkinliklerle organize eder ve 'İnternet Yaşamdır' sloganıyla kullanımı teşvik etmek için mücadele ederdi. Ne yazık ki bu yıl hepimizi üzen bir gelişme yaşanıyor. Yıllardır bakanlığın organize ettiği İnternet Haftası, bu yıl resmi makamların desteği olmadan gerçekleşecek.
Bizler sivil toplumun bilişim dernekleri olarak tüm zorluklarına rağmen organizasyonu yapmaya karar verdik. 12 Nisanda Samsun'da doğum günü pastamızı kesmeyi planlıyoruz. Afişlerimiz bu hafta dağıtılmaya başlanacak. Herkesi İnternet Haftası'nda etkinlik düzenlemeye ve çalışmalarımızı desteklemeye davet ediyoruz. 'www.internethaftasi.org.tr' adresi koordinasyonu sağlayacak ve tüm etkinlikler oradan takip edilebilecek. Kay:Haber1.com, Takvim Gazetesi
Habere bakın...! En kısa zamanda Tv kumandasını evdekilerin elinden kurtarmak farz oldu
Microsoft’un sahibi Bill Gates; evde TV, bilgisayar, MP3 çalar ve cep telefonu gibi tüm elektronik cihazları birbirine bağlayan son sistemi tanıttı. Gates, “Artık TV’yle internete bağlanıp film izlenebilecek” dedi
Dünyada bilgisayar devrimini başlatan Bill Gates, ABD’nin Las Vegas kentinde düzenlenen Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (CES), 1200 basın mensubunun karşısına çıkarak “Dijital devrim başlıyor. Artık dünya tamamen değişecek” dedi. Amacının, tüm elektonik cihazları birbirine bağlayarak insan hayatını tamamen kolaylaştırmak olduğunu belirten Gates, Microsoft’un evler için özel olarak tasarladığı bir server (işletim merkezi) ve yazılımı Vista’yı tanıttı. Quattro olarak adlandırılan sistem sayesinde evdeki telefon, bilgisayar, MP3 çalar, oyun konsolu ve televizyon kablosuz ortamda birbirine bağlanıyor.
ELEKTRONİKLER BİRLEŞTİ Hafızasına DVD formatında 1000 film kaydedebilen Quattro tüm medya (resim,ses,video) dosyalarının ana bir merkezde hafızaya alınmasına olanak sağlıyor. Örneğin, cep telefonuyla çekilen bir video görüntüsü tek bir tuşa basılarak Quattro’nın belleğine gönderiliyor; kullanıcı daha sonra bu videoyu kumandanın yine tek bir tuşla televizyon ekranından izleyebiliyor. Ayrıca internetten indirdiğiniz bir şarkıyı yine Quattro aracılığıyla kablosuz ortamda MP3 çalarınıza aktarabiliyor veya dijital kamera ile çekilen fotoğraflarınızı ister cep telefonuna, isterseniz bilgisayara gönderilebiliyorsunuz.
INTERNET TV GELİYOR Gates ayrıca 2 yılda 11 milyon satan X-Box oyun konsolu ile televizyonlara internet üzerinden film indirilebileceğini müjdeledi. Internet TV Protocol formatında çalışan yeni X-Box’larla aynı zamanda dijital TV yayınları da izlenebilecek. Yani TV’de sadece kanallar değil, istenilen programlar, istenen saatte izlenebilecek. Teknoloji devi Sony de doğrudan internete bağlanarak DVD formatında film indirilmesini sağlayan yeni ürününü Las Vegas’ta tanıttı.
BİLGİSAYARLAR ARTIK DOKUNMATİK! Microsoft, yeni ürünleri için birçok teknoloji deviyle işbirliğine gitti. Bilgisayar devi HP’nin yeni bilgisayarı TouchSmart’ta Microsoft’un işletim sistemi Vista kullanılıyor. Bilgisayar, ekranına yapılan bir dokunuşla verilen komutları yerine getiriyor.
SAAT KENDİ KENDİNİ AYARLAYACAK Microsoft’un yeni sisteminde yer alan elektronik duvar saati, periyodik olarak internete bağlanacak. Saat kendini ayarlayacak ve günlük hava durumu bilgilerini sesli olarak okuyacak.
Otoda sesli komut Otomotiv devi Ford ve Microsoft, arabalarda cep telefonunu ve müzik sistemini sürücünün sesli komutuyla çalıştıracak bir teknoloji geliştirdi. Detroit Otomobil Fuarı’nda tanıtımı yapılan “Sync” adlı yeni teknoloji sayesinde sürücüler yoldan gözünü ayırmadan ve ellerini kullanmadan cep telefonundan istediği numarayı arayacak, kısa mesajlarını otomobilin panelinde okuyabilecek veya istedikleri radyo kanalını sadece sesli kumandayla ayarlayabilecek. Bu yıl aralarında Ford Focus’un da bulunduğu 12 Ford modeline yerleştirecek sisteme cep telefonu, el bilgisayarı, MP3 çalarlar da bağlanabiliyor. Sync yazılım sistemi, şimdilik sadece İngilizce, Fransızca ve İspanyolca komutları anlayabiliyor.
Fransada ilk kez bir Tv Show programında yayınlanan Türk asıllı Fransız göçmeni Jerome Muratın ilginç pandomim gösterisini uzun zaman öncebir arkadaşımın yolladığı e-posta kanalıyla izlemiştim. Daha sonra linki kaydetmeyi ihmal ederek e-postayı silmiştim.
Sagolsun bir arkadaşım tekrar yollamış bende hemen bloga ekledim . Umarım izlememiş olanları izlemekten, daha önce izleyenlerde tekrar hatırlamaktan benim kadar keyif alırlar.
Tesadüfen Erkek Adam Web Dergisin de gördüm ve yazı bana çok samimi geldi. Üstelik çok güzel saptamalar içeriyor. Kadın erkek ilişkisinde doğalı yakalamak adına eminim birçoğumuzun bu yazıdan kendi özeleştiri ve beklentileri adına çıkarımları olacaktır. Okurken benim aldığım keyfi sizlerinde hissetmenizi umarak paylaşmak istedim.
Doğal Davranmak /xxxxx xxxxx Bir buçuk sene önce nişanlımdan ayrıldım. Nişanlanmadan önce yalnız yaşamaktaydım ve evim, çok sevdiğim erkek veya kız arkadaşlarımla dolar taşardı. Nişanlımla da böyle bir toplantıda tanışmıştım zaten. O gece böyle kalabalık partilerden ve insanlarla birlikte olmaktan çok hoşlandığını söylemişti. Çok sevinmiştim. Ancak, biz birlikte olmaya başladıktan sonra, bizim eve gelip gitmeler seyrekleşti ve işte "-Çok yorgunum!"; ya da, "-Şimdi çağırma onları!" gibi seslerin telefon konuşmalarının arka planlarından duyulmaya başlaması ile, bu partilerin kısa bir süre sonra bıçak gibi kesilmesi bir oldu.
Bizim eve kendiliğinden gelen insanları, bu sefer ben arayıp davet eder olmuştum. Eski dostlarımla görüşmek için, balık alıyor, ızgara partileri düzenliyor, olmadı yüksek volümlü eski stil -elektro gitar, anfi ve vurmalı çalgıların da yer aldığı- partiler düzenliyor, fakat bir türlü sonuç alamıyordum. Bu tür geceler, nişanlımın "-Kusura bakmayın çok yorgunum ben yatıyorum" ya da benim "-Hayatım misafirlerle hiç ilgilenmiyorsun!", şeklinde ki sessiz, ama o nispette tehlikeli mesajların, yarattığı sevimsiz bir hava ile bitiyordu. İşin büyüsü kaçmıştı, kimse gelmiyordu artık. Biraz cesaret gösteripte gelenler, nişanlımın doğallıktan uzak, patroniçe edalarına dayanamayıp bir daha gelmemek üzere çıkıp gidiyorlardı. Erkek arkadaşlarımı çok özlemeye başlamıştım. Nişanlım bunu farkettikçe, daha da hırçınlaşıyor ve sanırım diğer arkadaşlarımı kıskanıyor ve sadece kendisine ait olmamı istiyor, beni kaybetmekten korkuyordu.
Ben se, diğer arkadaşlarımla her konudan konuşabiliyor, gerektiğinde ulu orta küfür edebiliyor, hatta çekinmeden tartışmalı kavgalara giriyor, kavga edip hemen aynı gün bir iki saat sonra barışabiliyordum. Ama nişanlımla durum farklı idi. Her tartışma ya da kötü hadiseden sonra içimde o tanıdık derin burkulma. Pişman olup özür mü dilesem, haklı olduğum için dirensem mi, arasındaki o pis çelişki. Terkedilme ya da cezalandırılma korkusu. Basit bir tartışma, feci bir hale dönüşebiliyordu bu şekilde. Aradan iki sene geçti ve ayrıldık.
Ben nişanlımdan ayrılır ayrılmaz, eski arkadaşlarım da sanki bunu bekliyormuş gibi, hepsi bizim eve doluştular. Eski günler başladı. Bir arkadaşım Doçent ve yarışmacı mimar, diğer bir arkadaşım ise aynı fakültede Doktor. Bizim evde çok sıkı bir seviye tutturduk. Her hafta en az üç gün bizim evde toplanıyor, mantı pişiriyoruz. Muhabbet acayip güzel. Doçent olan arkadaşım'ın "GAAAK" diye bir geğirmesi varki, bayılırsınız. Diğeri ise başından geçen tüm zamparalık hikayelerini, bire bin katarak öyle rahat ve kendinden geçerek anlatıyor ki bütün gece onu dinleyebilirsiniz. Tiyatroya gitmeye gerek yok. Balık kızarttığımızda ise, soğanın üzerine bir yumruk, haşır huşur, soğanla ne güzel gidiyor kızarmış balıklar. Elle yiyoruz balıkları ve kılçıklarını da masanın üzerinde bırakıyoruz bir süre. Kİmden, ne kadar ve ne için hoşlandığımızı, rahatça paylaşabiliyoruz.
Şimdi, bazı hanım okurlarımızın "-Aaaa, pis herifler!" dediğini duyar gibi oluyorum. Ancak şunu belirtmeliyi ki, bu arkadaşlar toplumda çok önemli yerlere gelmiş, çok saygıdeğer insanlar. Siz Doçent olan arkadaşımı bir sempozyumda, ya da bir resim sergisinin açılışında görün. Ya da doktor olan arkadaşımızı, büyük bir holding de bir iş toplantısında görün. Kendinizi alamazsınız.
Şimdi bu farklılık nereden kaynaklanıyor diye düşündüğümde aklıma şunlar geliyor. Biliyorsunuz, insan doğal haliyle çıplaktır. Ancak doğa karşısında zayıftır ve zor şartlara karşı korunmak için giyinir. Yazın ince bir tişort yeterli iken, hava soğudukça, kendisini koruyacak daha kalın giysiler seçer. Davranışlarımız da giysilere benziyor bence. Kimi davranışları, giysilerimiz gibi, içinde bulunduğumuz sosyal ortamların sıcaklık derecelerine göre seçiyoruz.. Kendimize yakın bulduğumuz ortamlara, daha sıcak ortamlara, doğal halimize daha yakın, daha ince bir giysi ile çıkabiliyoruz. Sosyal olaylarda ise, dış etkenler bizim için ne kadar tehlike arzediyorsa, davranışlarımız da doğal halinden o kadar uzaklaşıyor ve böyle ortamlarda daha "kalın" ve doğallıktan uzak davranışlar seçiyoruz. Bir iş toplantısı, ya da mesleki açıdan hayati bir önem arzeden bir sempozyum bizim için sosyal tehlikeler arzedebilir. Bu tür ortamlarda niçin bu kadar formal ve doğallıktan uzak olduğumuzu da bu şekilde açıklayabiliriz.
Buna göre, bir insanın en doğal olduğu -ya da olması gerektiği- kişi hemen tahmin edileceği üzere, herhalde aslında eşi olmalıdır. İnsan sadece eşinin yanıda tamamen soyunur, çıplak kalır ve doğallığın en üst düzeyini yaşar. Yani, en güven duyulması gerken kişi, aslında kişinin eşidir. Ancak eşlerine bu derce güven duyamayanlar, birbirlerine bu doğal davranışları sergileyemezler, ve eşleriyle bir arkadaş toplantısını bile paylaşamazlar.
Tatlı ve örnek ilişki olarak hep dedemle anneannemin ilişkisi gözümün önüne gelir. Hatırlıyorum dedem, dükkanında erkek arkadaşları ile nasıl konuşuyorsa, eşinin yanında aile toplantılarında da öyle konuşurdu. Davranışları gerek dükkanda, gerek evde bir farklılık göstermezdi. Annanemin de, kadın arkadaşlarının yanında, dedemin yanında davrandığından farklı bir şekilde davrandığını görmedim. Her ikisi de insanlarla birlikte olduklarında, bu doğallıkları yüzünden sevilirler, etrafa sevgi ve güven yayarlardı. Hatırlıyorum, tüm sülale, yalovaya plaja gidildiğinde, açık saçık espriler, takılmalar, herkes pür neşe, sevgi yumağı halinde dönülürdü.
Ne zaman ki, insanlar, ilişkileri bir iş ve gelecek garantisi olarak görmeye başlıyorlar, işte o ilişkiler de doğallıklarını yitiriyor. Kaybedilmesinden korkulan sosyal statü, ya da kazanılan maddi değerleri yitirme korkusunun yarattığı tehlike hissi, insanların özellikle eşlerin bile, birbirlerine yabancılaşmasını sağlıyor. Doğal davranışları engelliyor, ve kişiler birbirlerine karşı kalın giysiler giyiyorlar. Örneğin hanımının parası ve sosyal statüsü için evlenmiş olan bir arkadaşımın, eşine, kendi doğal halinden ne kadar uzak ve temkinli davrandığını hep izlemişimdir. Yazıktır ki insanlar doğallıktan uzak bu davranışlar manzumesini "saygı" kavramı altında klişeleştirip, savunarak, aslında duydukları derin acıyı hafifletmeye çalışıyorlar.
Bizim evde ise, nişanlım gittiğinden beri doğallığın, dostluğun, sevginin, birlikteliğin hası yaşanıyor. Erkek erkeğe çok mutluyuz demek değil amacımız. Karşı cinsin karşısında doğal ve olduğumuz gibi görünebilme isteği bizimkisi. Bu doğallık hissine yakın hanımları aramıza alma çabalarımız sürmekte. Aramıza katılanlardan bazıları, başlangıçta bu samimiyet ve doğallıktan ürküyorlar, ancak zamanla bu doğallık onlara da yansıyor ve bu farklılığımız onları baştan çıkarıyor, bize bağlıyor, bizi daha çok seviyorlar ve mutlu oluyorlar. Ancak onlara daha hala elle balık yedirtemedik, itiraf etmeliyim.
Sonuç olarak, eşler ve karşı cinslerin birbirlerine gösterdikleri doğallıktan uzak davranışlar, ya bir güven, ya da doğal olmayan bir beklenti sorunu olarak karşımıza çıkmakta. Samimiyet ve çıplaklık düzeyinde bir paylaşımı olanaksız kılan bu durum, erkekleri mahalle kahvesine, ya da o malum iş toplantılarına, kadınları ise konken, ya da altın günlerine sürüklemekte...
Pille çalışan, çatalın üst kısmı hareketli döner başlı şekilde dizayn edilmiş. Siz sadece tabağa uzatıp alt kısımdaki noktaya basıyorsunuz, afiyet olsun Çokkk yararlı, Spagetti yemeğe gidecekseniz mutlaka yanınıza alın, bende en kısa zamanda biryerinize batırmadan taşımınazı sağlamak için bir spagetti çatal kutusu dizayn edeceğim Sözz,
Başlığın hemen alt kısmındaki düğmeye basıyorsunuz, hiçbiryerinizi kirletmeden yorulmadan dondurmanızı yiyorsunuz. Aslında eğlenceli, düşünsenize yolda falan kullansanız ne sükse yapar insan. Her ikiside tek fiyat 8,99 $ Burda ayrıca çok ilginç ve şirin mutfak ürünleride var . Kyn
Yumurtamı ben çok pişmiş severim, bazı zamanlarda istediğim kıvamı tutturamam. İşte birileri konuyu çözmüş. Yumurtayı marketten alırken daha nasıl seviyorsanız ona göre seçiyorsunuz. Yumurtanın üzerinde farklı ısılarda görünür hale gelen bir özel mürekkep kullanılmış, rafadan istiyorsanız kaynar suya bırakıyor ve üzerindeki yazının göründüğü anda sudan çıkarıp yiyorsunuz. Kalabalık aileler için biraz masraflı olabilir . (Not Sayın K.Unakıtanın oğlu görürse yakında bizede gelir )
Eh artık bu kadarına da pes derseniz, bilgisayar bu yararlıııııı, Koy fincana suyu,şekeri,kahveyi at ısıtıcıya, neee kaşıkmı, gerek yok, 11,95 Euro veriyorsun gördüğünüz gibi hepsi karışıyor. Size kalan ise sadece keyfini çıkarmak.
Ahhh ah..!Teknoloji Seni Herkez Sevsin , daha da başka birşey söylemiyorum.
Ağaç formunda taşınabilir hafıza çok güzel, bitane almak isterim gerçekten şık. USB 2.0 256 MB, 512 MB ve 1 GB bellek hafızalı ve fiyatlarıda 45, 60 ve 70 Euro
Heyyy...! böyle şeyleri üretip durmayın , korkuyorum benim bilgisayarda yarın birgün imaj değiştirmek istiyorum, modaya uymak istiyorum diye tutturacak.. :) Hayır istemesi önemli değilde bütçe ile aramızda gerginlik oluşuyor... , zaten son zamanlarda bir türlü anlaşamıyoruz.
Komik Flash Drives
Mimobot Designer den değişik tasarımlarıda görüp bilgi edinebilirsiniz.
Usb, 1GB,2GB,4 GB
Hesap Makinalı Mause Pad
İlginç, ön kısmında disket,not kağıdı,kartvizit vs koyma yeri bulunan, ışık enerjisi ile çalışan hesap makinalı pad. İlginç tasarımlar blogundan, gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz.
Kozmetik ürünlerin üretim öncesi labratuvarlarda yapılan araştırmalarda denek olarak kobay hayvanların kullanılmasını protesto amacıyla yapılan bir protest kampanya örneği.. Yıkayınca kısalan uzun kirpikler, silinen rujlu dudaklar, parlatıcılar uğruna katledilen onca zavallı hayvan , işte bu konuya dikkat çekmek için hazırlanan ilan tahtaları, reklam afişleri.. Bu konu ile ilgili pek çok yazı ve kaynak bilgi, ilginç kampanya haberleri olan forumum maalesef artık yok, o nedenle link veremedim.
NASLINAME...........
Mekanım, Ankara, Mesleğim: Ekonomi ve NT Yöneticiliği, İlgi Alanlarım; söylemek zor, maymun iştahlı diyelim yani herşeyden biraz. Amacım başta dünyayı gezmek, biliyorum bir gün iyi para kazanacak bir işim olacak, paraya para demeyeceğim, beklentim ise kısaca, dokunmayın hayatıma....