Bu konuyla ilgili bilimsel şeyler istatistik bilgiler falan yazmak istemiyorum. Yaklaşık dört yıl önce sokak çocuklarının eğitim ve rehabilitasyon için yürütülen projelerden birinde gönüllü olarak bir süre çalıştım. Çok sınırlı sayıdaki bu merkezlerde sokak çocuklarına öncelikle barınma, beslenme ve temizlenme ihtiyaçlarını giderme imkanı sağlanıyor. Kısa bir süre içinde çocukların adaptasyonuna göre okuma-yazma, meslek edindirme, sosyalleşmelerine destek ve psikolojik tedavi yardımları yapılmaya çalışılıyor. Başarı yüzdesi çok düşük, merkeze gelen çocuk sayısına oranlarsak %5 gibi düşük bir oranda, çocuk için topluma kazandırma ve birey olarak kendi başlarına yetebilecek beceri veya güven duygusu aşılanmaya çalışılıyor.
Benim yer aldığım proje sosyalleşmelerine katkı sağlamak amacı güdüyordu. Benim görevim bağlama çalma ve halk oyunları öğreterek onlara paylaşma, birlikte hareket edebilme ve kendileriyle barışık olabilmeleri için destek sağlamaktan ibaretti.Çalışmalara yanlış hatırlamıyorsam 28 çocukla başladık ancak 11 kişi devam etti. İki çocuk ailesiyle yaşamaya başladı ve okula tekrar yazıldı. Sadece iki çocuk düşünün. Korkunç bir şey. İnanın kaybedilen hayatları tekrar kazanmak zor gerçekten zorrr.
Çok sayıda çocukla bir arada çalışabilme imkanınız zaten yok. Bu çocukların pek çoğu bali, uhu vs benzeri uçucu madde bağımlısı veya bir ara kullanmış bırakmaları için rehabilite edilmeye çalışılan çocuklar. Pek çoğu belirli suçlar işlemiş, bedenleri zarar görmüş, zayıf ve sağlıksızlar. Bir arada yaşama, paylaşma duyguları tamamen körelmiş, sürekli kavga çıkaran veya çok çabuk kendi içine kapanan bir ruh haline sahipler. Bu tip merkezlerde gönüllü olarak çalışan üniversite öğrencileri ve eğitim gönüllüleri var. Herkez çok iyi niyetli ve gerçekten özveriyle bir şeyler yapmaya çabalıyor ancak genellikle çok az sayıda çocuğa yardımcı olunabiliyor. Hem merkeze gelebilen çocuk sayısı, genelin içinde çok az hem de çocuklarla sağlıklı iletişim zor.
Çocukların tamamı yoksul aile çocukları ve parçalanmış ailelerden geliyordu. Birçoğunun kardeş sayısı beşin üstünde, anne ve baba ayrılmış yada baba işsiz, eğitim ve insanca yaşama imkanlarından yoksun çocuklardı.
İki gün önce sağlık bakanımız çok çocuk yapın diye ailelere beyanat veriyordu. Gözümün önüne merkezdeki çocuklar geldi ve içimden dedim ki, evet çok çocuk yapın ki ülke nüfusu gençleşsin ve bir iki çocuğa bile doğru dürüst bakmaktan yoksun aileleri daha fazla çocuğu sokaklara salsınlar.
Başımızdaki bu siyasetçiler hangi ülkede yaşıyorlar, ülke gerçeklerinden hiçmi haberleri yok, 350-400 YTL kazanan bir babanın böyle bir ortamda üç beş çocuğa eğitim, insanca yaşama, sosyal hayat ve sağlıklı bir yaşamı nasıl sağlayabileceğini düşünebiliyorlar ki böyle absürd sözler edebiliyorlar, anlamıyorum...!
Uçucu maddelerin satışı yasal ve çok kolay bulunabiliyor. Çarşıda pazarda heryerde bunlar almak mümkün. Birçok alanda bu maddeler kullanılıyor. Daha çok kısa bir süre önce dairede bulunduğum katın halıları değiştirildi. Yeni halıları yapıştırmak için bali veya derby benzeri bir yapıştırıcı kullandılar. Dairede yeterli havalandırma bulunmadığından ve bu maddeyi nerde ise üç gün süre ile koklamak zorunda kaldığımızdan hepimiz rahatsız olduk. İnsanda baş dönmesi, bulantı, konsantrasyon bozukluğu, anlama güçlüğü benzeri dumur haller oluşuyor. Bunu bizzat yaşadım. Aynı gün yazılarını sürekli takip ettiğim bloglardan biri olan Ömer Balyalı’ nın blogunda yaklaşımlar=blog oyunu diye bir yazısı vardı. Oradaki yazıyı iki defa okuduğum halde tam olarak anlayamadım zaten yazdığım yorumdan da bariz belliydi ki, sayın Balyalı’ da konuya vurgu yapmış. Bende konu ile ilgili yazı yazmak farz oldu diye belirttim . Kısa sürelide olsa yaşadığımız bu ortamın bende yarattığı dumur duruma güzel bir örnek =) Birde bunu direkt koklayarak içine çeken bu zavallı çocukları düşününce insanın içi yanıyor gerçekten.
Bu konuda devletin bir şeyler yapması gerektiğine inanıyorum.
Bu maddelere ulaşmak, çoluk çocuğun bukadar kolay bunları satın almasını engellemek,
-Sanayideki kullanımının kontrollü hale getirilmesi (maske, havalandırma vs),
-Maalesef çok sayıda küçük çocuk veya genç sanayide çırak vs konumlarda çalışıyorlar bu mekanlarda bu maddelerin kullanımının engellenmesi veya hiç değilse sağlıklı ortamlarda kullanım koşullarının sağlanması,
-Bakabilecek kadar çocuk yapmaları için nüfüs planlaması konusunda ailelerin bilinçlendirilmesi,
-Sosyal devlet olmanın gereği yoksul vatandaşların hiç değilse çocuklarının eğitim ve sağlık harcamalarının tamamının devlet tarafından karşılanmasının sağlanması,
-Okullarda mutlaka sosyal danışmanların bulunması ve bu uzmanlar ile çocukların arasında sağlıklı iletişimin kurulabilmesi için okul-aile-uzman işbirliğinin sağlanması
-Son olarak ta ailelerin çocuklarına sevgi ile yaklaşmaları için yazılı ve görsel medya araçlarının kullanılarak eğitim kampanyalarının düzenlenmesi gibi bazı önlemlerin alınmasının yararlı ve hatta şart olduğuna inanıyorum.
Çünkü sokak çocuklarının sokak kültürünü yok etmek, onları suçtan, suça teşvikten, tacizden ve hırsızlık, kapkaç benzeri olaylardan uzak tutmak gerçekten çok zor. Bunu o çocukları sokağa düşmeden yapmak, suçluyu yakalamaktan çok, suçun oluşumuna neden olan zemini ortadan kaldırmak gerekiyor.
Lütfen bakabileceğimiz kadar çocuk sahibi olalım. Çocuklarımıza sevgi ve anlayışla yaklaşalım. Çocuğun eğitiminde paranın dengeli kullanımı çok önemli, çünkü olmayan para kadar sevgi ve ilgiyi örtmek için çocuğa rüşvet olarak fazla para harcatmakta zararlı.
26 Haziran Dünya Uyuşturucu Mücadele gününde uyuşturucu maddelerden uzak bir gençlik umudu dileğimle, dünyanın neresinde olursa olsun bu konuda katkı sağlayan herkeze saygılarımı gönderiyorum.
NASLI
|
2006-07-18 22:46:40 - Mrh. ve Teşk.
Yorum ve güzel sözlerin için teşekkürler. Kusura bakma geç yanıtlıyorum. İş yoğunluğundan dolayı üç dört gündür bloga bakamadım, yazı yazmaya ilgilenmeye fırsat bulamadım.
Seninde dediğin gibi gerçektende birşeyler yapmak lazım. Ancak bireysel çabalarla veya birkaç çocuğu kurtarmakla olacak bir iş değil. Başta devletin ve bu konu ile ilgili kurumların üzerine düşeni yapmaları gerekiyor. Öyle esirgeme koruma adları altında yurt açıp sonrada başına sorumsuz bir yönetici koymak çözüm değil. Daha 10 gün önce ülke genelinde birçok yurtta kalan çocukların kayıp olduğu yurt müdürünün bile medyadan bu durumu öğrendiğini, polisin araştırması sonucunda da çocukların bir kısmının fuhuşa sürüklenerek istismar edildiğini, bir kısmının ise çeteler tarafından hırsızlık yaptırıldığı için tutuklu olduklarını okuduk. Bu nasıl bir yönetim anlayışı anlamak mümkün değil o yöneticiler hala görevde ve devlet bu çocukları koruduğunu söyleye biliyor.
Daha maaşlı yöneticileri bile denetleyemiyoruz. Ne diyelim yazık hem bu çocuklara hem israf edilen kaynaklara hem yönetim zaafları nedeniyle denetleme görevini yapmayanlara.
İnşallah birileri bu gidişe müdahale ederler. Yoksa günden güne toplum olarak gençlerimiz ve ailelerdeki dejenerasyonumuz artarak sürecek.
Sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.