Mayınların insanlık için felaket olduğunu, 2005 yılında 84 ülkenin mayınlar nedeniyle sıkıntı yaşadığını, dünyada her yıl yaklaşık 20 bin çocuğun ve yetişkinin mayın kurbanı olduğunu, özellikle terör örgütlerinin son yıllarda mayınlama eylemlerine yöneldiğini ve bu tür eylemlerden en büyük zararın sivillerin gördüğünü biliyoruz. Bu nedenle Birleşmiş Milletler tarafından da Dünya Mayın Tehlikelerine Karşı Korunma Günü (4 Nisan) dahi ilan edildi. Tüm dünyada terör örgütleri tarafından kolay bir eylem biçimi olması nedeniyle son yıllarda yaygın şekilde kullanılan mayınlar, başta çocuklar olmak üzere, masum ve korunmasız binlerce kişinin ölümüne ya da sakat kalmasına neden oluyor.
Hiçbir gerekçe insan hayatının masum yavruların sakat kalmasının haklı gerekçesi olamaz.
Yılmaz Erdoğan' da sanatçı duyarlılığı ile bu konuda bir mektup hazırlamış. Mektupta terör, ölüm, vs konularada değinilmiş. Özellikle çocukları ve masumları tehdit eden mayınlar konusunda gösterilen tepkileri kurumsal, bireysel her kimden gelirse gelsin çok önemsiyorum.
İşte Yılmaz Erdoğan' ın mektubundan mayınlar konusundaki yazdıklarından alıntılar...
"Bu bir mektup. Kuş, güvercin kanadına yazıldı.Kimin vicdanına konarsa o okusun diye.Ölüm üzerine... Mayın üzerine...
HER SİLAH ÖLDÜRÜR AMA MAYINDAN KAHPESİ YOKTUR
Sevgiliye hediye almaya, pazar alışverişine çıkmaya, bir bebek sahibi olmaya, sigarayı bırakmaya, piknik yapmaya, bir insanı her şeyden çok sevmeye.... Yazıklar oluyor...
Yazıklar oluyor hayatın bizzat kendisine.
Yapmayın!
Mayınlar döşemeyin geleceğinizin güzergáhına.
Bu kalleşin ne zaman patlayacağı belli olmaz.
Bazen yıllar sonra, bir küçük kız çocuğu çiçek toplarken denk gelir, bazen yirmi yaşındayken ve daha önce hiç görmediğin bir yerde, daha önce hiç tanımadığın insanların arasında hem anayasal hem siyasal hem mukaddes bir yolculuk sırasında....
İnsanoğlu her melaneti icat etti; ama mayından kahpesi yoktur.
Her silah öldürebilir, her zaman öldürme potansiyeli taşır; ama mayın MUTLAKA ÖLDÜRÜR.
Mayın ıskalamaz! O birini mutlaka öldürür!
Uğursuz bir pusuya yatar ve patlayana kadar, bir can üstüne basana kadar bekler.
İnsanın icat ettiği EN ÇİRKİN şey silahtır.
Ve silahların EN ÇİRKİNİ MAYINDIR!
Sebebini unuttum kavganın ve umurumda da değil siyasi tartışmalar. Bir tek şey için dua ediyorum her gece, her gündüz: Kimse genç ölmesin ...." Yazının devamı için
Konu ile ilgili güzel bir yazıda Çoşkun Aral ' dan

"Yaşamaya çalıştığımız bu güzel dünyamızda 100 milyondan fazla gömülü mayın var. Ve herbiri üzerinden geçen canlılara ya mezar olacak, ya da sakat bırakacak.
Savaş artığı mayınlar. Savaşlar bitse bile öldürmeye devam ediyorlar. Savaşların yaşandığı topraklarda, her yeni gün yeni mayın kurbanlarını doğuruyor. Geçtiğimiz günlerde Güneydoğu'da buldukları mayınlarla hayatını kaybeden dört çocuğun ölüm haberi ne yazık ki ilk değil. Arşivlere bakıldığında, yıllar süren Güneydoğu teröründe binlerce insanın mayın kurbanı olduğu görülüyor. Geçmişte Türkiye-Suriye sınırında, sadece kaçakçıların baş belası olan bu sorun, artık bütün insanımızın sorunu. Özellikle köylere geri dönüşün sağlandığı bugünlerde, toprağını ekmeye biçmeye giden çiftçiyi ve canlanmaya başlayan hayvancılığı bekleyen en ciddi tehlike.
Tanesi 3 dolar imhası ise milyonlarca lira
Bugün 68 ülkede 100 milyonu aşkın kara mayını gömülü. Bunların hepsinin sökülmesi ise 1100 yıl sürebilir. 1100 yıl, milyonlarca mayın kurbanı demek olabilir. Yazının devamı için
NASLI
|
2006-09-08 17:05:59 - x
aslında ülke olarak kabül etmemiz gerekirki sorunumuz ne kadın-erkek,ne kürt-türk önce bütün bunlar bir insan hakları sorunudur...90 Yıllarıydı sanırım Rahmetli Özal Kürtce üzerindeki yasakları yazılı basında kaldırınca bir kesim gene karşı çıkıp etrafa cılgınca korku yaymıstı,yok bölünecegiz yok,devleti ele geçirecekler !..aynı şey kürtce radyo tv konusundada oldu,Türkiye sanki hamur tutkalından yapılmış öyle hemencik dağılıverecek bir ülke...
90 lara kadar bu ülkede Kürt kelimesi tabuydu ve pek agiza alinmazdi,sanki o kelimeyi yok sayarak kürt sorununuda yok sayacaktık...ben gay oldugum icin askere gitmeme hakkımı kullandım,ama yapan arkadaslarımla konusmalarımda onların şaşkın itiraflarını dinledim...Hic Türkce bilmeyen nineleri,ilkokula başlamış halen türkçe konuşamayan çoçukların hikayelerini anlattılar,şaşkınlardı,biz bunları hiç bilmiyorduk,kimse anlatmamıştı diyorlardı.....
ailecek 80 senedir yaşadığımız semt istanbulun eski bir semti,semtimiz sakinleri sonradan göcmenlere sanki ilçelerini ele geciriyorlar güzüyle korkuyla bakıyor,evet 20-30 sene önce ilçemiz bu kadar kozmopolit degildi,ama o insanlara kızmaya hakkımız varmı,çünkü senin benim beyenmedigim ağır işleri yapıyorlar,kapıcılık,insaat işciligi gibi sende niye geliyorlar diye kızıyorsun bu ırkçı Almanların Almanya' da ki Türklere kızmasına benzemiyor mu ?
Komşum geçen gene asker kardeşini teslim etmek icin diyarbakıra gitti,orada evli bir garsonla muhabbet etmiş,adam 2 iş birden yapıyormuş ve iki maaşının toplamı,arkadaşımın burada işe yeni giren bir ofisboya verdigi kadar,orada bambaşka bir dünya var dedi,anlatti üzülerek...Sevgili Yılmaz Erdoğan' ın şiddet konusunda ki mektubu hakkinda insan tabi ki eleştirebilir ama milliyetçi sitelerde yazılan hakaretleri küfürleri bir görseniz,miğdeniz kalkar...
Annem aşure yapmıştı geçen sene,konu komşuya dağıtırken evimizin önünde tek başına kaldırım tamir eden orta yaşlı bir kürt görmüş,bana ona da aşüre götürürmüsün dedi,ılık ılık annecigimin nefis aşüresinden kocaman bir kase götürdüm,tabagi almak icin beklerken biraz muhabbet ettik,bana memleketteki cocuklarindan bahsetti ve tabi biraz kürt sorununa girdik,ona dedimki siz sizin psikopatlara sahip çıkın,bizde bizim delilere sahip cıkalım dedim ,gülüştük....ve tam tabağı alıcam dibinde cok az bıraktı,bu da kuşların hakkı dedi ve duvarın üstüne boşalttı...gelince anneme de anlattım,bu yaptığı hareket o kadar hoşuma gittiki anlatamam...birbirimizden öğreneceğimiz cok şey var......gaykedi
http://gaykedi.blogspot.com/